<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[SKYSTAR-2.com - Fen Bilimleri]]></title>
		<link>https://forum.skystar-2.com/</link>
		<description><![CDATA[SKYSTAR-2.com - https://forum.skystar-2.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 23:13:53 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gerçek zamanlı hava kalitesi ve rüzgar hızı haritası]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-haritasi</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jan 2017 13:52:10 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-haritasi</guid>
			<description><![CDATA[Dünya genelindeki hava kalitesini ve rüzgar hızını gerçek zamanlı gösteren mükemmel bir uygulama<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/VJYX1lb.jpg" alt="[Resim: VJYX1lb.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Air Pollution (Hava kirliliği) ve Wind (Rüzgar) seçenekleri mevcut. Harita üzerinde herhangi bir noktaya tıklayıp enlem ve boylamı, rüzgar hızını, derecesini, solunum yollarına ulaşabilecek büyüklükteki partikül değerini (PM2.5/µg/m³) metre küp başına mikrogram olarak görebilirsiniz.<br />
<br />
AQI, günlük hava kalitesini bildiren bir endekstir. Havanızın ne kadar temiz veya kirli olduğunu ve sağlıkla ilgili olan ilişkisini sizin için bir endişe kaynağı olup olmadığını söyler. AQI, kirli havayı soluduktan sonra birkaç saat veya birkaç gün içinde karşılaşabileceğiniz sağlık etkileri üzerine odaklanmaktadır. EPA, Temiz Hava Yasası ile düzenlenen beş ana hava kirletici madde için AQI'yi hesaplar: yer seviyesinde ozon, partikül kirliliği (partikül madde olarak da bilinir)<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">,</a> karbon monoksit, kükürt dioksit ve azot dioksit. Bu kirleticilerin her biri için, EPA halk sağlığını korumak için ulusal hava kalitesi standartları oluşturmuştur. Çevresel ozon ve havadaki parçacıklar, insan sağlığına en büyük tehdidi oluşturan iki kirleticidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">Yeşil</span> -&gt; 0 ila 50 <span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">İyi</span><br />
Hava kalitesi tatmin edici kabul edilir ve hava kirliliği riski çok azdır veya hiç yoktur<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<span style="color: #FFD700;" class="mycode_color">Sarı</span> -&gt; 51 ila 100 <span style="color: #FFD700;" class="mycode_color">Orta</span><br />
Hava kalitesi kabul edilebilir; Bununla birlikte, bazı kirleticilere karşı alışılmadık derecede hassas olan çok az sayıda insan için orta düzeyde bir sağlık kaygısı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #FF4500;" class="mycode_color">Turuncu</span> -&gt; 101 ila 150 <span style="color: #FF4500;" class="mycode_color">Hassas Gruplar İçin Sağlıksız</span><br />
Hassas insanlar negatif etkiler yaşayabilir. Genel halkın etkilenmesi muhtemel değildir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kırmızı</span> 151 ila 200 <span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Sağlıksız</span> <br />
Herkes sağlıksız etkiler yaşamaya başlayabilir; Hassas grupların üyeleri daha ciddi sağlık etkileri yaşayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Mor</span> -&gt; 201 ila 300 <span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Çok sağlıksız</span><br />
Sağlık alarmı: herkes daha ciddi sağlık etkileri yaşayabilir<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color">Kestane</span> -&gt; 301 ila 500 <span style="color: #800000;" class="mycode_color">Tehlikeli</span><br />
Acil durum sağlık uyarıları. Tüm nüfusun etkilenmesi daha olası.</span><br />
<br />
AirVisual Haritası -&gt; <a href="https://airvisual.com/earth" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://airvisual.com/earth</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünya genelindeki hava kalitesini ve rüzgar hızını gerçek zamanlı gösteren mükemmel bir uygulama<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/VJYX1lb.jpg" alt="[Resim: VJYX1lb.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Air Pollution (Hava kirliliği) ve Wind (Rüzgar) seçenekleri mevcut. Harita üzerinde herhangi bir noktaya tıklayıp enlem ve boylamı, rüzgar hızını, derecesini, solunum yollarına ulaşabilecek büyüklükteki partikül değerini (PM2.5/µg/m³) metre küp başına mikrogram olarak görebilirsiniz.<br />
<br />
AQI, günlük hava kalitesini bildiren bir endekstir. Havanızın ne kadar temiz veya kirli olduğunu ve sağlıkla ilgili olan ilişkisini sizin için bir endişe kaynağı olup olmadığını söyler. AQI, kirli havayı soluduktan sonra birkaç saat veya birkaç gün içinde karşılaşabileceğiniz sağlık etkileri üzerine odaklanmaktadır. EPA, Temiz Hava Yasası ile düzenlenen beş ana hava kirletici madde için AQI'yi hesaplar: yer seviyesinde ozon, partikül kirliliği (partikül madde olarak da bilinir)<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">,</a> karbon monoksit, kükürt dioksit ve azot dioksit. Bu kirleticilerin her biri için, EPA halk sağlığını korumak için ulusal hava kalitesi standartları oluşturmuştur. Çevresel ozon ve havadaki parçacıklar, insan sağlığına en büyük tehdidi oluşturan iki kirleticidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">Yeşil</span> -&gt; 0 ila 50 <span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">İyi</span><br />
Hava kalitesi tatmin edici kabul edilir ve hava kirliliği riski çok azdır veya hiç yoktur<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<span style="color: #FFD700;" class="mycode_color">Sarı</span> -&gt; 51 ila 100 <span style="color: #FFD700;" class="mycode_color">Orta</span><br />
Hava kalitesi kabul edilebilir; Bununla birlikte, bazı kirleticilere karşı alışılmadık derecede hassas olan çok az sayıda insan için orta düzeyde bir sağlık kaygısı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #FF4500;" class="mycode_color">Turuncu</span> -&gt; 101 ila 150 <span style="color: #FF4500;" class="mycode_color">Hassas Gruplar İçin Sağlıksız</span><br />
Hassas insanlar negatif etkiler yaşayabilir. Genel halkın etkilenmesi muhtemel değildir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kırmızı</span> 151 ila 200 <span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Sağlıksız</span> <br />
Herkes sağlıksız etkiler yaşamaya başlayabilir; Hassas grupların üyeleri daha ciddi sağlık etkileri yaşayabilir.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Mor</span> -&gt; 201 ila 300 <span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Çok sağlıksız</span><br />
Sağlık alarmı: herkes daha ciddi sağlık etkileri yaşayabilir<a href="http://forum.skystar-2.com/gercek-zamanli-hava-kalitesi-ve-ruzgar-hizi-t-7897.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color">Kestane</span> -&gt; 301 ila 500 <span style="color: #800000;" class="mycode_color">Tehlikeli</span><br />
Acil durum sağlık uyarıları. Tüm nüfusun etkilenmesi daha olası.</span><br />
<br />
AirVisual Haritası -&gt; <a href="https://airvisual.com/earth" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://airvisual.com/earth</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyamız için yeni bir rekor]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/dunyamiz-icin-yeni-bir-rekor</link>
			<pubDate>Wed, 17 Aug 2016 23:38:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/dunyamiz-icin-yeni-bir-rekor</guid>
			<description><![CDATA[Üç bağımsız ajansın doğruladığı üzere 2016 yılının Temmuz ayı, sıcaklık kayıtları tutulmaya başlandığından beri en sıcak ay konumuna yerleşmiş durumda. Temmuz ayı, normalde küresel olarak yılın en sıcak ayı olarak gözükür. Bunun sebebi de kuzey kürenin daha fazla kara alanına sahip olması ve karanın, okyanuslara göre daha çabuk ısınması ve bu ısıyı daha uzun süre tutmasıdır.<br />
<br />
<a href="http://i.hizliresim.com/2jyjlL.gif" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/2jyjlL.gif" alt="[Resim: 2jyjlL.gif]" class="mycode_img img-responsive" /></a><br />
<br />
NASA'nın Goddard Institute of Space Studies'inin bulgularına göre bu yılın Temmuz ayı, ortalamanın 0.84 santigrat derece üzerine çıkarak bir önceki en sıcak Temmuz ayı olan 2011 yılının rekorunu 0.1 santigrat derece ile geçmiş ve 1880'den beri en sıcak ay konumuna yerleşmiş durumda. Bu durum da NASA'nın rekorlarında arka arkaya onuncu en sıcak ayı (daha önceki aynı aylara göre) yaşadığımız anlamına gelmekte.<br />
<br />
Japan Meteorological Agency'nin bulguları da Temmuz 2016'nın 1891'den beri en sıcak ay olduğunu ve Avrupa'da yer alan Copernicus Climate Change Service da 1979'dan beri en sıcak ay olduğunu söylemekte.<br />
<br />
NASA ve NOAA bu yılın başlarında, 2015'in şimdiye kadar en sıcak yıl olduğunu söylemişlerdi. Ancak şimdiye kadar ortaya çıkan sıcaklık grafiklerine göre bilim adamı Gavin Schmidt, 2016'nın bu sıcaklığı geçme ihtimalinin yüzde 99 olduğunu söylüyor.<br />
<br />
<a href="http://i.hizliresim.com/oE2EW7.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/oE2EW7.jpg" alt="[Resim: oE2EW7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></a><br />
<br />
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) son verilerine göre, kuzey yarımküredeki hava sıcaklıkları bahar aylarında rekor seviyeye çıktı. NASA'ya göre daha fazla buz kitlesi erirken, karbondioksit eşi görülmemiş seviyelere ulaştı. Verilere göre, kuzey kutbunun en büyük buz örtüsüyle kaplı alanı Grönland'daki hava sıcaklığı 23.8 derecenin üzerine kadar çıktı. Bu durum, deniz seviyesini 6 metreden fazla yükseltebilecek derecede buzlarla kaplı bir bölge için kötü bir haber olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Arktika ve Antarktika bölgelerinde ise aynı dönemdeki sıcaklıkların 9.4 derece civarında olduğu belirtildi. Kuzey yarımküredeki son ısı ölçümleri, buzulların yıllık erimesi açısından "Çok erken bir başlangıç" olarak yorumlanırken, Dünya İklim Araştırma Programı Direktörü David Carlson "Sıcaklıklar son derece yüksek. Mayıstaki buz erime oranlarını Temmuz ayında görmüyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EL NİNO GİDİYOR, LA NİNA GELİYOR</span><br />
<br />
Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre, Pasifik Okyanusu üzerinde görülen güçlü El Nino hava olayı yüksek hava sıcaklıklarına neden oluyor. Ancak Amerikalı bilim insanlarına göre El Nino etkisini kaybediyor.<br />
<br />
Büyük Okyanus'ta yapılan deniz suyu sıcaklık ölçümlerine göre okyanuslar soğumaya başladı. Ancak bu soğuma, dünyanın bu kez La Nina olayının etkisine girmesine yol açacak. Tahminlere göre La Nina, özellikle Güney Asya'dan Türkiye'ye kadar uzanan bir coğrafyada 2016-2017 kışının sert geçmesine yol açacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANTARKTİKA'DA REKOR</span><br />
<br />
Antraktika'daki Rus araştırma merkezinde görevli bilim insanları ise 14 Haziran'da -80.3 derece ile buzlu kıtada Vostos bölgesinde bugüne kadar haziran ayındaki en düşük sıcaklığı ölçtü. Kış aylarını yaşayan Antarktika'da bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklık 2010 yılında -93.2 dereceydi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Üç bağımsız ajansın doğruladığı üzere 2016 yılının Temmuz ayı, sıcaklık kayıtları tutulmaya başlandığından beri en sıcak ay konumuna yerleşmiş durumda. Temmuz ayı, normalde küresel olarak yılın en sıcak ayı olarak gözükür. Bunun sebebi de kuzey kürenin daha fazla kara alanına sahip olması ve karanın, okyanuslara göre daha çabuk ısınması ve bu ısıyı daha uzun süre tutmasıdır.<br />
<br />
<a href="http://i.hizliresim.com/2jyjlL.gif" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/2jyjlL.gif" alt="[Resim: 2jyjlL.gif]" class="mycode_img img-responsive" /></a><br />
<br />
NASA'nın Goddard Institute of Space Studies'inin bulgularına göre bu yılın Temmuz ayı, ortalamanın 0.84 santigrat derece üzerine çıkarak bir önceki en sıcak Temmuz ayı olan 2011 yılının rekorunu 0.1 santigrat derece ile geçmiş ve 1880'den beri en sıcak ay konumuna yerleşmiş durumda. Bu durum da NASA'nın rekorlarında arka arkaya onuncu en sıcak ayı (daha önceki aynı aylara göre) yaşadığımız anlamına gelmekte.<br />
<br />
Japan Meteorological Agency'nin bulguları da Temmuz 2016'nın 1891'den beri en sıcak ay olduğunu ve Avrupa'da yer alan Copernicus Climate Change Service da 1979'dan beri en sıcak ay olduğunu söylemekte.<br />
<br />
NASA ve NOAA bu yılın başlarında, 2015'in şimdiye kadar en sıcak yıl olduğunu söylemişlerdi. Ancak şimdiye kadar ortaya çıkan sıcaklık grafiklerine göre bilim adamı Gavin Schmidt, 2016'nın bu sıcaklığı geçme ihtimalinin yüzde 99 olduğunu söylüyor.<br />
<br />
<a href="http://i.hizliresim.com/oE2EW7.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.hizliresim.com/oE2EW7.jpg" alt="[Resim: oE2EW7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /></a><br />
<br />
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) son verilerine göre, kuzey yarımküredeki hava sıcaklıkları bahar aylarında rekor seviyeye çıktı. NASA'ya göre daha fazla buz kitlesi erirken, karbondioksit eşi görülmemiş seviyelere ulaştı. Verilere göre, kuzey kutbunun en büyük buz örtüsüyle kaplı alanı Grönland'daki hava sıcaklığı 23.8 derecenin üzerine kadar çıktı. Bu durum, deniz seviyesini 6 metreden fazla yükseltebilecek derecede buzlarla kaplı bir bölge için kötü bir haber olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Arktika ve Antarktika bölgelerinde ise aynı dönemdeki sıcaklıkların 9.4 derece civarında olduğu belirtildi. Kuzey yarımküredeki son ısı ölçümleri, buzulların yıllık erimesi açısından "Çok erken bir başlangıç" olarak yorumlanırken, Dünya İklim Araştırma Programı Direktörü David Carlson "Sıcaklıklar son derece yüksek. Mayıstaki buz erime oranlarını Temmuz ayında görmüyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EL NİNO GİDİYOR, LA NİNA GELİYOR</span><br />
<br />
Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre, Pasifik Okyanusu üzerinde görülen güçlü El Nino hava olayı yüksek hava sıcaklıklarına neden oluyor. Ancak Amerikalı bilim insanlarına göre El Nino etkisini kaybediyor.<br />
<br />
Büyük Okyanus'ta yapılan deniz suyu sıcaklık ölçümlerine göre okyanuslar soğumaya başladı. Ancak bu soğuma, dünyanın bu kez La Nina olayının etkisine girmesine yol açacak. Tahminlere göre La Nina, özellikle Güney Asya'dan Türkiye'ye kadar uzanan bir coğrafyada 2016-2017 kışının sert geçmesine yol açacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANTARKTİKA'DA REKOR</span><br />
<br />
Antraktika'daki Rus araştırma merkezinde görevli bilim insanları ise 14 Haziran'da -80.3 derece ile buzlu kıtada Vostos bölgesinde bugüne kadar haziran ayındaki en düşük sıcaklığı ölçtü. Kış aylarını yaşayan Antarktika'da bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklık 2010 yılında -93.2 dereceydi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Plastik yiyen mantar geliştirildi]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/plastik-yiyen-mantar-gelistirildi</link>
			<pubDate>Wed, 17 Dec 2014 15:15:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/plastik-yiyen-mantar-gelistirildi</guid>
			<description><![CDATA[Bildiğiniz gibi Dünyada en büyük çevre sorunlarından birisi plastik atıklar ve plastik atıklar yüzlerce yıl doğada çözünmeden kalabiliyor. Gelişmiş ülkelere bunları geri dönüşüme sokarak bellirli bir kısmını yeniden kazansalarda büyük bir kısmı doğayı kirletmeye devam ediyor. Bu da su yollarının tıkanması veya hayvanların ölmesi gibi pek çok zarara sebep oluyor.<br />
<br />
Avusturyalı tasarımcılar ve Hollandalı mikrobiyoloji uzmanları tarafından yürütülen Fungi Mutarium projesi ile plastik ile beslenen mantarlar üretilebilmiş. Projede cam bir fanus içerisinde mini bir mantar tarlası oluşturulmuş. Ancak burada mantarlar topraktan yetişmiyor. Aksine yapay kozalar içerisinde büyütülüyor. <br />
<br />
Bilim adamları şeker, nişasta ve agar gibi bileşenlerden oluşan bu yapay kozanın içerisine miselya karışımı ekliyor. Miselya mantarın iplik şeklindeki bölümlerine verilen ad.<br />
<br />
Koza içerisine bu miselyalar atıldıktan sonra üzerine de küçük plastik parçaları ekleniyor. Aylar süren gelişimden sonra mantarlar bu plastikler ve yapay koza ile beslenerek büyümüş oluyor. Ayrıca bu mantarların tadı da oldukça lezzetli oluyor. <br />
<br />
Ekip mantarların zehirli atıkları ve plastik gibi katı atıkları çözebilme yeteneğinden yararlanıyor. Projede kullanılan iki mantar türü Schizophyllum Commune ve Pleurotus Ostreatus şeklinde sıralanıyor ve dünyanın hemen her ülkesinde bulunan veya kullanılan türler.<br />
<br />
Şu aşamada devasa mikatarlada plastik atık tüketilmiyor fakat ileride bu amaçlanıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bildiğiniz gibi Dünyada en büyük çevre sorunlarından birisi plastik atıklar ve plastik atıklar yüzlerce yıl doğada çözünmeden kalabiliyor. Gelişmiş ülkelere bunları geri dönüşüme sokarak bellirli bir kısmını yeniden kazansalarda büyük bir kısmı doğayı kirletmeye devam ediyor. Bu da su yollarının tıkanması veya hayvanların ölmesi gibi pek çok zarara sebep oluyor.<br />
<br />
Avusturyalı tasarımcılar ve Hollandalı mikrobiyoloji uzmanları tarafından yürütülen Fungi Mutarium projesi ile plastik ile beslenen mantarlar üretilebilmiş. Projede cam bir fanus içerisinde mini bir mantar tarlası oluşturulmuş. Ancak burada mantarlar topraktan yetişmiyor. Aksine yapay kozalar içerisinde büyütülüyor. <br />
<br />
Bilim adamları şeker, nişasta ve agar gibi bileşenlerden oluşan bu yapay kozanın içerisine miselya karışımı ekliyor. Miselya mantarın iplik şeklindeki bölümlerine verilen ad.<br />
<br />
Koza içerisine bu miselyalar atıldıktan sonra üzerine de küçük plastik parçaları ekleniyor. Aylar süren gelişimden sonra mantarlar bu plastikler ve yapay koza ile beslenerek büyümüş oluyor. Ayrıca bu mantarların tadı da oldukça lezzetli oluyor. <br />
<br />
Ekip mantarların zehirli atıkları ve plastik gibi katı atıkları çözebilme yeteneğinden yararlanıyor. Projede kullanılan iki mantar türü Schizophyllum Commune ve Pleurotus Ostreatus şeklinde sıralanıyor ve dünyanın hemen her ülkesinde bulunan veya kullanılan türler.<br />
<br />
Şu aşamada devasa mikatarlada plastik atık tüketilmiyor fakat ileride bu amaçlanıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[X-47B insansız hava aracı]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci</link>
			<pubDate>Wed, 15 May 2013 14:08:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci</guid>
			<description><![CDATA[US Navy - X-47B UCAS. Ülkemiz yavaşta olsa insansız hava araçları (iha) geliştiriyor<a href="http://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci-t-6664.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a> Ancak bu işin uzmanı olan Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilen yeni nesil X-47B tam bir canavar. Bu bildiğiniz ihalar gibi ufak değil bir savaş uçağı boyutlarında. 12 bin metre irtifaya ve ses hızının altında yüksek süratlere ulaşabiliyor, 3 bin 400 kilometrekareden fazla menzile sahip<a href="http://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci-t-6664.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
Uçak Gemisinden Kalkış<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/FqAa57UGZ1s" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<br />
Kalkış ve İniş Testi<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/tc7Jo4XmamA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[US Navy - X-47B UCAS. Ülkemiz yavaşta olsa insansız hava araçları (iha) geliştiriyor<a href="http://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci-t-6664.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a> Ancak bu işin uzmanı olan Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilen yeni nesil X-47B tam bir canavar. Bu bildiğiniz ihalar gibi ufak değil bir savaş uçağı boyutlarında. 12 bin metre irtifaya ve ses hızının altında yüksek süratlere ulaşabiliyor, 3 bin 400 kilometrekareden fazla menzile sahip<a href="http://forum.skystar-2.com/x-47b-insansiz-hava-araci-t-6664.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">.</a><br />
<br />
Uçak Gemisinden Kalkış<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/FqAa57UGZ1s" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<br />
Kalkış ve İniş Testi<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/tc7Jo4XmamA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Petman prototipinin son hali]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/petman-prototipinin-son-hali</link>
			<pubDate>Sun, 07 Apr 2013 19:53:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/petman-prototipinin-son-hali</guid>
			<description><![CDATA[Boston Dynamics laboratuarları insanın yürüme hareketini taklit eden Petman robotunu geliştirmeye devam ediyor. Boston Dynamics, Savunma Bakanlığı'nın Kimyasal ve Biyolojik Savunma programı kapsamında geliştirilen PetMan her nekadar savunma amaçlı olacağı söylense de, bu teknolojinin yakın gelecekte hangi seviyeye geleceği ve nelerle karşılaşabileceğimizi göstermesi açısında bir hayli etkileyici. Boston Dynamics, ABD savunma ajansı DARPA'nın en büyük proje ortağı konumunda ve bugüne kadar sayısız proje gerçekleştirdi.<br />
<br />
Yayınlanan yeni Petman videosunda PetMan projesinin artık bir insan gibi hareketler sergilediğini görüyorsunuz.<br />
<br />
PetMan'ın giydiği koruyucu giysi ise kimyasal sızıntıları tespit edebilecek sensörlerle donatılmış durumda. Projede bu tarz giysilerin PetMan üzerinde denenmesi de planlanıyor.<br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/tFrjrgBV8K0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Boston Dynamics laboratuarları insanın yürüme hareketini taklit eden Petman robotunu geliştirmeye devam ediyor. Boston Dynamics, Savunma Bakanlığı'nın Kimyasal ve Biyolojik Savunma programı kapsamında geliştirilen PetMan her nekadar savunma amaçlı olacağı söylense de, bu teknolojinin yakın gelecekte hangi seviyeye geleceği ve nelerle karşılaşabileceğimizi göstermesi açısında bir hayli etkileyici. Boston Dynamics, ABD savunma ajansı DARPA'nın en büyük proje ortağı konumunda ve bugüne kadar sayısız proje gerçekleştirdi.<br />
<br />
Yayınlanan yeni Petman videosunda PetMan projesinin artık bir insan gibi hareketler sergilediğini görüyorsunuz.<br />
<br />
PetMan'ın giydiği koruyucu giysi ise kimyasal sızıntıları tespit edebilecek sensörlerle donatılmış durumda. Projede bu tarz giysilerin PetMan üzerinde denenmesi de planlanıyor.<br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/tFrjrgBV8K0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Foton ve DNA arasındaki ilişki]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/foton-ve-dna-arasindaki-iliski</link>
			<pubDate>Sat, 02 Jun 2012 22:17:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/foton-ve-dna-arasindaki-iliski</guid>
			<description><![CDATA[Foton ve DNA arasındaki ilişki nedir? Böyle bir ilişki olabilir mi?<br />
<br />
Kuantum Biyoloğu olan Viladimir Poponin ve Peter Gariev, fotonlarla, DNA'lar arasındaki ilişkiyi hazırladıkları özel bir deneyle göstermişlerdir. Bu deneyde öncelikle bir tüp Boşluk (Vakum) elde edilinceye kadar havası tamamen boşaltılır. Ancak Kuantum Fiziğinin Belirsizlik İlkesine göre boşluk, her an var olup yok olan foton çiftleriyle doluydu (elbette diğer parçacık çiftleri de mevcuttur). Bu fotonların tüpün içinde yerleri özel dedektörlerce tespit edilebilmektedir. Bu tespitlere göre de, fotonlar tüpün her yerinde, ancak düzensiz olarak mevcut oldukları görülmüştür.<br />
<img src="https://i.imgur.com/D91sk.png" alt="[Resim: D91sk.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Daha sonra foton parçacıklarının bulunduğu bu Vakum ortamına DNA molekülleri koyarlar. Sonuç oldukça ilginçtir. Çünkü düzensiz halde bulunan (davranan) fotonların, DNA molekülleri çevresinde belli bir düzen halinde şekillendikleri görülmüştür. <br />
<br />
Yani, DNA'larla, fotonlar arasında görülmeyen ve bilinenlere hiç benzemeyen bir etkileşme bulunmaktadır. Bir sonraki aşama daha da ilginçtir. DNA molekülleri tüpten çıkarılmış olsa dahi, fotonlardaki düzenli şekillenme, varlığını devam ettirmekteydi ki, araştırmacılar buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DNA Fantom Etkisi</span> adını verdiler.<br />
<img src="https://i.imgur.com/mjJnr.jpg" alt="[Resim: mjJnr.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Başta Dr. Steve Backster olmak üzere bazı bilim adamları da 1990’lı yılların başında Amerikan Ordusu adına yaptıkları deneylerle DNA 'ların bedenimizde olmadıkları zaman da, daha açık bir ifadeyle, vücudumuzdan parçalar (yani, doku, kan, deri, organ, …vs) alındıktan sonra da bunların düşüncelerimiz ve duygularımız tarafından etkilenebiliyor muydu? sorusuna cevap aradılar.<br />
<br />
Bunun için de öncelikle deneklerin ağızlarından doku ve DNA örnekleri alarak bunları laboratuardan tamamen izole edilmiş binanın diğer bir odasına, denekleri ise bu odanın 100 metre ötesindeki ayrı bir odaya götürdüler. Daha sonra da odadaki bu deneklere bir dizi video görüntüleri izleterek kendilerine ait olan DNA’larındaki elektriksel tepkileri belirlemeye çalıştılar.<br />
<br />
Bilim adamları deneklere, savaşta parçalanmış cesetlerden tutunda güzel, hoş manzaralara kadar birkaç saniyelik bir dizi filmler seyrettirilince, deneklerde oluşan duygusal hareketlilik, aynı anda DNA'larında güçlü elektriksel sinyaller şeklinde açığa çıktığını tespit ettiler. <br />
<br />
Hatta bu durum, aralarındaki mesafeler yüzlerce kilometreye çıkartıldığında bile devam etmekteydi. Bu iletişimin, ışık hızına göre aralarındaki mesafenin çok kısa olması dolayısıyla, bizlerce algılanamayan belli bir zaman aralığındaki bir süreçte mi, yoksa mesafeye bağlı kalmaksızın aynı anda mı gerçekleşmekte olduğunu öğrenmek için de, bu deneyler de atom saatleri bile kullandılar. Bunun sonucuna göreyse, tıpkı Kuantum Parçacıklarında olduğu gibi "Etkileşme", zaman ve mekana bağlı olmaksızın aynı "an’da" gerçekleştiği görülmüştür.<br />
<br />
Bunun anlamı aralarındaki mesafe eğer yüz milyonlarca ışık yılına çıkartılmış olsa bile aralarındaki etkileşimin yine aynı "an’da" gerçekleşmiş olacağıdır. <br />
<img src="https://i.imgur.com/PQDeh.jpg" alt="[Resim: PQDeh.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Yine farklı araştırmacıların yaptığı bir başka deneyde de, laboratuarda hücreleri bulunan bir insanın, ölümü ile hücrelerinin de hemen öldüğü görülmüştür. Dr. Jeffery Thompson ise tüm bunları, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“insan bedeninin nerede başlayıp nerede bittiğine dair hiç bir sınır yoktur”</span> şeklinde çok net olarak özetlemiştir.<br />
<br />
Bu deneylerden bazı sonuçlar çıkmaktadır. Mesela bir kişi düşünce ve duygularıyla kendi genetiğini değiştirebilir. Dolayısıyla birçok kalıtsal hastalıkları bile DNA’larından yok edebilir (çok güçlü bir beyin bir başka kişi üzerinde de bunları yapabilir). Zaten en azıyla, insan moralinin başta bağışıklık sistemi olmak üzere içinde ölümcül hastalıklar da dahil çeşitli hastalıklara sebep olduğu veya ölümcül hastalıklardan bile kurtulmayı sağladığı bugün tıbben de onaylanmış durumdadır.<br />
<br />
Ortaya çıkan bir diğer gerçek de, bizlerin her gün tokalaşmakla, dokunmakla da üstümüze yapışan dokulardaki DNA’lar (ki bunlar üzerimizde canlı kaldıkları müddetçe) vasıtasıyla farkında olmaksızın duygusal olarak iletişim halinde olduğumuzdur. Böylece beynimiz bu durumdan da olumlu veya olumsuz olarak etkilenmektedir. Açığa çıkan bu gerçekler içinde, organ naklinde, organı veren ile organı alan insanlar (taşıyıcılar) arasındaki iletişimin kurulmuş olması da vardır. <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Fiz.Müh. Kenan Keskin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Foton ve DNA arasındaki ilişki nedir? Böyle bir ilişki olabilir mi?<br />
<br />
Kuantum Biyoloğu olan Viladimir Poponin ve Peter Gariev, fotonlarla, DNA'lar arasındaki ilişkiyi hazırladıkları özel bir deneyle göstermişlerdir. Bu deneyde öncelikle bir tüp Boşluk (Vakum) elde edilinceye kadar havası tamamen boşaltılır. Ancak Kuantum Fiziğinin Belirsizlik İlkesine göre boşluk, her an var olup yok olan foton çiftleriyle doluydu (elbette diğer parçacık çiftleri de mevcuttur). Bu fotonların tüpün içinde yerleri özel dedektörlerce tespit edilebilmektedir. Bu tespitlere göre de, fotonlar tüpün her yerinde, ancak düzensiz olarak mevcut oldukları görülmüştür.<br />
<img src="https://i.imgur.com/D91sk.png" alt="[Resim: D91sk.png]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Daha sonra foton parçacıklarının bulunduğu bu Vakum ortamına DNA molekülleri koyarlar. Sonuç oldukça ilginçtir. Çünkü düzensiz halde bulunan (davranan) fotonların, DNA molekülleri çevresinde belli bir düzen halinde şekillendikleri görülmüştür. <br />
<br />
Yani, DNA'larla, fotonlar arasında görülmeyen ve bilinenlere hiç benzemeyen bir etkileşme bulunmaktadır. Bir sonraki aşama daha da ilginçtir. DNA molekülleri tüpten çıkarılmış olsa dahi, fotonlardaki düzenli şekillenme, varlığını devam ettirmekteydi ki, araştırmacılar buna <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DNA Fantom Etkisi</span> adını verdiler.<br />
<img src="https://i.imgur.com/mjJnr.jpg" alt="[Resim: mjJnr.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Başta Dr. Steve Backster olmak üzere bazı bilim adamları da 1990’lı yılların başında Amerikan Ordusu adına yaptıkları deneylerle DNA 'ların bedenimizde olmadıkları zaman da, daha açık bir ifadeyle, vücudumuzdan parçalar (yani, doku, kan, deri, organ, …vs) alındıktan sonra da bunların düşüncelerimiz ve duygularımız tarafından etkilenebiliyor muydu? sorusuna cevap aradılar.<br />
<br />
Bunun için de öncelikle deneklerin ağızlarından doku ve DNA örnekleri alarak bunları laboratuardan tamamen izole edilmiş binanın diğer bir odasına, denekleri ise bu odanın 100 metre ötesindeki ayrı bir odaya götürdüler. Daha sonra da odadaki bu deneklere bir dizi video görüntüleri izleterek kendilerine ait olan DNA’larındaki elektriksel tepkileri belirlemeye çalıştılar.<br />
<br />
Bilim adamları deneklere, savaşta parçalanmış cesetlerden tutunda güzel, hoş manzaralara kadar birkaç saniyelik bir dizi filmler seyrettirilince, deneklerde oluşan duygusal hareketlilik, aynı anda DNA'larında güçlü elektriksel sinyaller şeklinde açığa çıktığını tespit ettiler. <br />
<br />
Hatta bu durum, aralarındaki mesafeler yüzlerce kilometreye çıkartıldığında bile devam etmekteydi. Bu iletişimin, ışık hızına göre aralarındaki mesafenin çok kısa olması dolayısıyla, bizlerce algılanamayan belli bir zaman aralığındaki bir süreçte mi, yoksa mesafeye bağlı kalmaksızın aynı anda mı gerçekleşmekte olduğunu öğrenmek için de, bu deneyler de atom saatleri bile kullandılar. Bunun sonucuna göreyse, tıpkı Kuantum Parçacıklarında olduğu gibi "Etkileşme", zaman ve mekana bağlı olmaksızın aynı "an’da" gerçekleştiği görülmüştür.<br />
<br />
Bunun anlamı aralarındaki mesafe eğer yüz milyonlarca ışık yılına çıkartılmış olsa bile aralarındaki etkileşimin yine aynı "an’da" gerçekleşmiş olacağıdır. <br />
<img src="https://i.imgur.com/PQDeh.jpg" alt="[Resim: PQDeh.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
Yine farklı araştırmacıların yaptığı bir başka deneyde de, laboratuarda hücreleri bulunan bir insanın, ölümü ile hücrelerinin de hemen öldüğü görülmüştür. Dr. Jeffery Thompson ise tüm bunları, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“insan bedeninin nerede başlayıp nerede bittiğine dair hiç bir sınır yoktur”</span> şeklinde çok net olarak özetlemiştir.<br />
<br />
Bu deneylerden bazı sonuçlar çıkmaktadır. Mesela bir kişi düşünce ve duygularıyla kendi genetiğini değiştirebilir. Dolayısıyla birçok kalıtsal hastalıkları bile DNA’larından yok edebilir (çok güçlü bir beyin bir başka kişi üzerinde de bunları yapabilir). Zaten en azıyla, insan moralinin başta bağışıklık sistemi olmak üzere içinde ölümcül hastalıklar da dahil çeşitli hastalıklara sebep olduğu veya ölümcül hastalıklardan bile kurtulmayı sağladığı bugün tıbben de onaylanmış durumdadır.<br />
<br />
Ortaya çıkan bir diğer gerçek de, bizlerin her gün tokalaşmakla, dokunmakla da üstümüze yapışan dokulardaki DNA’lar (ki bunlar üzerimizde canlı kaldıkları müddetçe) vasıtasıyla farkında olmaksızın duygusal olarak iletişim halinde olduğumuzdur. Böylece beynimiz bu durumdan da olumlu veya olumsuz olarak etkilenmektedir. Açığa çıkan bu gerçekler içinde, organ naklinde, organı veren ile organı alan insanlar (taşıyıcılar) arasındaki iletişimin kurulmuş olması da vardır. <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Fiz.Müh. Kenan Keskin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çevreci Bilgisayar Projesi]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/cevreci-bilgisayar-projesi</link>
			<pubDate>Fri, 01 Jun 2012 09:01:28 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=0">cemal</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/cevreci-bilgisayar-projesi</guid>
			<description><![CDATA[TotalGeekdom bitkilerin büyümesini hızlandıran ilginç bir bio-bilgisayar projesi gerçekleştirdi.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/qpKqZ.jpg" alt="[Resim: qpKqZ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Resimde gördüğünüz bilgisayar kasası, donanım ısısından faydalanarak bitkilerin büyümesini hızlandıracak şekilde tasarlanmış. İçinde toprak barındıran tüpler parçalardan ısıyı çekecek şekilde yerleştirilmiş.<br />
 <br />
TotalGeekdom'da projenin çıkış noktasına dair şunlar paylaşılmış:<br />
 <br />
"Bu fikri ne zaman bulduğumu tam olarak hatırlamıyorum ama bir ara bilgisayar sıcaklığı ile büyüme ve çimlendirmeye yardımcı olmak için toprağı ısıtabileceğimi düşündüm. Botanikçilikle hiç alakam yok ama yaptığım araştırmalar ve farklı üniversitelerden çalışmalaraı okuduğum zaman sıcaklık ile büyüme arasındaki ilişki iyice ilgimi çekti."<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/LZukd.jpg?1" alt="[Resim: LZukd.jpg?1]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Sadece 10 dolara mal olan bu kasa modifikasyonu, evimizdeki eşyaları, aletleri daha verimli nasıl kullanabileceğimize dair ilginç bir örnek. Projeye ve modifikasyonun yapılışına dair daha detaylı <br />
bilgileri <a href="http://www.totalgeekdom.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">TotalGeekdom</a> sitesinde bulabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TotalGeekdom bitkilerin büyümesini hızlandıran ilginç bir bio-bilgisayar projesi gerçekleştirdi.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/qpKqZ.jpg" alt="[Resim: qpKqZ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Resimde gördüğünüz bilgisayar kasası, donanım ısısından faydalanarak bitkilerin büyümesini hızlandıracak şekilde tasarlanmış. İçinde toprak barındıran tüpler parçalardan ısıyı çekecek şekilde yerleştirilmiş.<br />
 <br />
TotalGeekdom'da projenin çıkış noktasına dair şunlar paylaşılmış:<br />
 <br />
"Bu fikri ne zaman bulduğumu tam olarak hatırlamıyorum ama bir ara bilgisayar sıcaklığı ile büyüme ve çimlendirmeye yardımcı olmak için toprağı ısıtabileceğimi düşündüm. Botanikçilikle hiç alakam yok ama yaptığım araştırmalar ve farklı üniversitelerden çalışmalaraı okuduğum zaman sıcaklık ile büyüme arasındaki ilişki iyice ilgimi çekti."<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/LZukd.jpg?1" alt="[Resim: LZukd.jpg?1]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Sadece 10 dolara mal olan bu kasa modifikasyonu, evimizdeki eşyaları, aletleri daha verimli nasıl kullanabileceğimize dair ilginç bir örnek. Projeye ve modifikasyonun yapılışına dair daha detaylı <br />
bilgileri <a href="http://www.totalgeekdom.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">TotalGeekdom</a> sitesinde bulabilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilim insanları kurbağanın kuyruğunda göz çıkardı]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/bilim-insanlari-kurbaganin-kuyrugunda-goz-cikardi</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 18:55:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=323">cemocem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/bilim-insanlari-kurbaganin-kuyrugunda-goz-cikardi</guid>
			<description><![CDATA[Bilim insanları ilk kez hücreler arasında, yeni organın türünü belirleyen doğal elektrik akımına müdahale ederek vücudun başka bir bölgesinde organ oluşmasını sağladı.<br />
<br />
ABD'nin Tuft Üniversitesi'nden bilimadamları, hücre zarlarının elektrik akımını değiştirdi ve kurbağanın gözlerini sırtında ve kuyruğunda geliştirdi. Araştırmaya imza atanlardan Vaibhav P. Pai, vücudun her parçasında organ oluşumunu harekete geçiren belirli bir hücre akımı olduğu varsayımından yola çıktıklarını ve kurbağanın embriyo hücrelerindeki voltajı değiştirerek, gözlerin vücudun herhangi bir yerinde gelişmesinin sağlanabileceği sonucuna vardıklarını belirtti. <br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/vVlGZ.jpg" alt="[Resim: vVlGZ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
yayımlanan araştırmada, bu sonuçların karmaşık organların "yeniden oluşturulabilmesi" için tıbba ışık tutabileceği belirtilirken, ayrıca biyoelektriğin sırrının çözülmesinde ilk adımın da atıldığı vurgulandı. Önce biyoelektrik sinyallerinin kurbağa embriyosunun başının oluşumunda gerekli olduğunu gören bilimadamları, baş bölgesinde lens ve retinanın gelişimine katkıda bulunan hiperpolarize (negatif yükü daha fazla olan) hücre kümesi bulunduğunu belirledi.<br />
<br />
Araştırmacılar ilk kez bu hücrelerin kutbunun değişmesinin gözlerin normal oluşumunu etkilediğini göstererek, söz konusu hücrelerin elektrik durumunu taklit ederek vücutta gözlerin oluşmasını sağlamayı başardı. Bilimadamları, şimdi bu tür elektrik akımlarının omurilik ve beyin gibi başka organların da gelişmesini sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilim insanları ilk kez hücreler arasında, yeni organın türünü belirleyen doğal elektrik akımına müdahale ederek vücudun başka bir bölgesinde organ oluşmasını sağladı.<br />
<br />
ABD'nin Tuft Üniversitesi'nden bilimadamları, hücre zarlarının elektrik akımını değiştirdi ve kurbağanın gözlerini sırtında ve kuyruğunda geliştirdi. Araştırmaya imza atanlardan Vaibhav P. Pai, vücudun her parçasında organ oluşumunu harekete geçiren belirli bir hücre akımı olduğu varsayımından yola çıktıklarını ve kurbağanın embriyo hücrelerindeki voltajı değiştirerek, gözlerin vücudun herhangi bir yerinde gelişmesinin sağlanabileceği sonucuna vardıklarını belirtti. <br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/vVlGZ.jpg" alt="[Resim: vVlGZ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
yayımlanan araştırmada, bu sonuçların karmaşık organların "yeniden oluşturulabilmesi" için tıbba ışık tutabileceği belirtilirken, ayrıca biyoelektriğin sırrının çözülmesinde ilk adımın da atıldığı vurgulandı. Önce biyoelektrik sinyallerinin kurbağa embriyosunun başının oluşumunda gerekli olduğunu gören bilimadamları, baş bölgesinde lens ve retinanın gelişimine katkıda bulunan hiperpolarize (negatif yükü daha fazla olan) hücre kümesi bulunduğunu belirledi.<br />
<br />
Araştırmacılar ilk kez bu hücrelerin kutbunun değişmesinin gözlerin normal oluşumunu etkilediğini göstererek, söz konusu hücrelerin elektrik durumunu taklit ederek vücutta gözlerin oluşmasını sağlamayı başardı. Bilimadamları, şimdi bu tür elektrik akımlarının omurilik ve beyin gibi başka organların da gelişmesini sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Elektromanyetik alanı yok eden cihaz]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/elektromanyetik-alani-yok-eden-cihaz</link>
			<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 01:40:23 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=13337">pulsa</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/elektromanyetik-alani-yok-eden-cihaz</guid>
			<description><![CDATA[Teknolojik cihazlardan çıkan elektromanyetik dalgalardan kurtulup huzurla yaşamak, bu cihazla mümkün Q-Link MINI.<br />
<br />
Kullandığımız teknolojik cihazlarımızın yaydığı elektromanyetik frekanslar(EMF), Q-Link MINI ile nötralize edilip cihazların insan sağlığı üzerinde yarattığı zararlar, vücudun doğal koruma sisteminin desteklenmesiyle minimuma indiriliyor. Q-Link'in özünü oluşturan Sempatik Rezonans Teknolojisi (SRT-3) vücut fonksiyonlarının en iyi şekilde çalışmasını sağlıyor ve cihazların yarattığı EMF'leri vücudun enerji sistemi veya biyo-alan ile titreşim sağlayarak vücudun doğal yaşam frekanslarını güçlendirmesine yardımcı oluyor.<br />
<br />
Q-Link MINI günlük hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olan cep telefonları, diz üstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, mp3 çalarlar, Bluetooth kulaklıklar ve portatif oyun konsolları gibi elektronik cihazların yarattığı elektromanyetik alanlardan oluşan elektro-bulut'un dağıtılmasını ve nötralize edilmesini sağlıyor. İnsan vücudu stresi hissettiği anda savunma mekanizmaları ile bu durumla savaşırken Q-Link ürünleri biyo-alanları etkileyerek vücudun stresini dengeliyor.<br />
<br />
Vücuda en yakın olacak yere takılarak kullanılan Q-Link MINI ile vücuttaki 100'den fazla doğal yaşam frekanslarını netleştirmeye ve düzenlemeye yardımcı oluyor. Böylelikle cep telefonu kullanırken veya mp3 çalardan müzik dinlerken Q-Link MINI biyo-alanlara yoğunlaşarak, vücudun EMF'lere ve diğer stres faktörlerine karşı savaşmasına destek oluyor.<br />
<br />
Vücudun "biyo-alanları" üzerinde olan etkileri çeyrek asırdır dünyanın en saygın üniversitelerinde yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olan Q-Link MINI ürününe tüm Beymen mağazalarından ulaşabilirsiniz. <br />
Alıntı chip.com.tr)<br />
<br />
Eğer bu cihaz gerçekten söylenildiği gibi işleve sahipse, bence koruyucu hekimlik hizmeti olarak tanıtılmalı.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Teknolojik cihazlardan çıkan elektromanyetik dalgalardan kurtulup huzurla yaşamak, bu cihazla mümkün Q-Link MINI.<br />
<br />
Kullandığımız teknolojik cihazlarımızın yaydığı elektromanyetik frekanslar(EMF), Q-Link MINI ile nötralize edilip cihazların insan sağlığı üzerinde yarattığı zararlar, vücudun doğal koruma sisteminin desteklenmesiyle minimuma indiriliyor. Q-Link'in özünü oluşturan Sempatik Rezonans Teknolojisi (SRT-3) vücut fonksiyonlarının en iyi şekilde çalışmasını sağlıyor ve cihazların yarattığı EMF'leri vücudun enerji sistemi veya biyo-alan ile titreşim sağlayarak vücudun doğal yaşam frekanslarını güçlendirmesine yardımcı oluyor.<br />
<br />
Q-Link MINI günlük hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olan cep telefonları, diz üstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, mp3 çalarlar, Bluetooth kulaklıklar ve portatif oyun konsolları gibi elektronik cihazların yarattığı elektromanyetik alanlardan oluşan elektro-bulut'un dağıtılmasını ve nötralize edilmesini sağlıyor. İnsan vücudu stresi hissettiği anda savunma mekanizmaları ile bu durumla savaşırken Q-Link ürünleri biyo-alanları etkileyerek vücudun stresini dengeliyor.<br />
<br />
Vücuda en yakın olacak yere takılarak kullanılan Q-Link MINI ile vücuttaki 100'den fazla doğal yaşam frekanslarını netleştirmeye ve düzenlemeye yardımcı oluyor. Böylelikle cep telefonu kullanırken veya mp3 çalardan müzik dinlerken Q-Link MINI biyo-alanlara yoğunlaşarak, vücudun EMF'lere ve diğer stres faktörlerine karşı savaşmasına destek oluyor.<br />
<br />
Vücudun "biyo-alanları" üzerinde olan etkileri çeyrek asırdır dünyanın en saygın üniversitelerinde yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olan Q-Link MINI ürününe tüm Beymen mağazalarından ulaşabilirsiniz. <br />
Alıntı chip.com.tr)<br />
<br />
Eğer bu cihaz gerçekten söylenildiği gibi işleve sahipse, bence koruyucu hekimlik hizmeti olarak tanıtılmalı.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Düşünebilen Robotlara ne kadar hazırız]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/dusunebilen-robotlara-ne-kadar-haziriz</link>
			<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 19:07:21 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=23366">rockjedi</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/dusunebilen-robotlara-ne-kadar-haziriz</guid>
			<description><![CDATA[Düşünen, hareket eden ve insanlarla iletişime geçen robotlar yapılıyor. Peki birlikte yaşamaya hazır mıyız?<br />
<br />
Biri dizüstü bilgisayarına bir komut giriyor ve Actroid-DER titreyip, hırıldayarak doğruluyor. Silikon derinin altında ilerleyen sıkıştırılmış hava, kollarını kaldırmasını ve dudağının kenarına ölçülü bir gülümseme kondurmasını sağlayan düzeneği harekete geçiriyor. Kendisine çeki düzen veriyormuş gibi bir hali var. Gözleri, üzerine sabitlendiği platformdan bulunduğu odayı tarıyor. Dizlerinden aşağıya borular ve kablolar sarkıyor. Gözlerini kırpıyor ve sonra yüzünü bana doğru çeviriyor.<br />
<br />
İçgüdüsel olarak gözlerine bakıyorum. Mekanik bakışlarıyla karşı karşıyayım. "Robot olmama şaşırdınız mı?" diye soruyor. "Aynen bir insan gibi görünüyorum. Öyle değil mi?"<br />
<br />
<img src="http://farm4.static.flickr.com/3067/2741814967_558ce25cf7.jpg" alt="[Resim: 2741814967_558ce25cf7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Ona önceden öğretilmiş bu cümleler üzerimde talihsiz bir etki yaratıyor ve pek çok açıdan insana ne kadar az benzediği konusu dikkatimi çekiyor. Kokoro firması tarafından Japonya'da geliştirilen Actroid-DER androidi, şirket toplantıları için gelecekten gelmiş gibi görünen, yüksek teknoloji ürünü bir konuşmacı olarak kiralanabiliyor. İtiraf etmek gerekirse, bu rol için çok derin bir karakter gerekmiyor. Ancak geliştirilmesi için harcanan 250 bin dolara rağmen hareketleri zarafetten uzak. Esneklikten yoksun yüz hatlarıysa sevimli yüzüne hafif kaçık bir ifade veriyor. Tabii bir de konuşmaya ara verdiği anda uyuyakalmış gibi durma alışkanlığı var. Sanki elektrik dışında bir madde bağımlılığı varmış gibi...<br />
<br />
Actroid'in ileri modelleri teknoloji fuarlarını dolaşırken, bu model insana daha çok benzemesi için Pittsburgh'daki Carnegie Mellon Üniversitesi'ne gönderilmiş. En azından, 15 haftalık yarıyıl boyunca bu dişirobotu daha az robot, daha fazla dişi bir görünüme kavuşturmak için çalışacak Eğlence Teknolojileri Merkezi'nin beş iyimser lisansüstü öğrencisinin amacı bu. İşe, robota Japoncada hayal anlamına gelen Yume adını vererek başlamışlar.<br />
<br />
"Kokoro onu üretirken fiziki bir gerçekçiliği hedefliyordu. Ancak bu tek başına yeterli değil," diyor Yume Projesi'ne katılan öğrencilerden Christine Barnes. "Bizim yapacağımız şey, odak noktamızı gerçekçilikten inandırıcılığa kaydırmak olacak."<br />
<br />
Actroid androidleri, programlanmış endüstriyel makineler olmaktan çok, giderek daha otonom hale gelerek, evlerimizde, okullarda ve ofislerde daha önce insanlar tarafından yapılan işleri üstlenmek üzere tasarlanmış yapay varlıklar olan yeni nesil robotlardan.<br />
<br />
Biz kilometrelerce uzaklıktaki bir bilgisayardan onları izleyip yönlendirirken, bizim için yemek pişiren, çamaşırları katlayan, hatta çocuklarımıza bakıp yaşlı anne-babalarımızla ilgilenen sofistike robotlar yakında hayatımıza girebilir. Carnegie Mellon'da robotbilim profesörü olan Reid Simmons, "Beş ya da on yıl içinde robotlar insanların dünyasında rutin olarak çalışır hale gelecek" diyor.<br />
<br />
Böyle bir olasılık bir yığın soruyu da gündeme getiriyor. İnsanların gerçekleştirdiği gündelik işlerin ne kadarını makinelerin eline bırakmak istiyoruz? Nasıl görünmeliler? Yume gibi androidlerin mutfaklarımızda dolanmasını istiyor muyuz, yoksa duvara monte edilmiş bir kol bizi tedirgin etmeden daha mı iyi iş görür? Robot devrimi birbirimizle ilişki kurma tarzımızı nasıl etkileyecek? Huzur evindeki yaşlıları eğlendirmek için Japonya'da geliştirilen yavru bir fok balığı robotu, onları diğer insanlardan koparabileceği gerekçesiyle eleştiri aldı. Benzer korkular geleceğin çocuk bakım robotları için de dile getiriliyor. Tabii bir de zaman zaman gündeme gelen, her zaman cinsel ilişkiye hazır olacak romantik robot girişimleri var. Geçen yıl New Jersey'li bir şirket konuşan, dokunuşlara cevap veren bir robot "arkadaş" piyasaya çıkararak insanların birbirinden kopması ihtimaliyle ilgili bir başka tartışma başlattı. Uzun lafın kısası, robotlara hazır mıyız? Peki, onlar bize hazır mı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Düşünen, hareket eden ve insanlarla iletişime geçen robotlar yapılıyor. Peki birlikte yaşamaya hazır mıyız?<br />
<br />
Biri dizüstü bilgisayarına bir komut giriyor ve Actroid-DER titreyip, hırıldayarak doğruluyor. Silikon derinin altında ilerleyen sıkıştırılmış hava, kollarını kaldırmasını ve dudağının kenarına ölçülü bir gülümseme kondurmasını sağlayan düzeneği harekete geçiriyor. Kendisine çeki düzen veriyormuş gibi bir hali var. Gözleri, üzerine sabitlendiği platformdan bulunduğu odayı tarıyor. Dizlerinden aşağıya borular ve kablolar sarkıyor. Gözlerini kırpıyor ve sonra yüzünü bana doğru çeviriyor.<br />
<br />
İçgüdüsel olarak gözlerine bakıyorum. Mekanik bakışlarıyla karşı karşıyayım. "Robot olmama şaşırdınız mı?" diye soruyor. "Aynen bir insan gibi görünüyorum. Öyle değil mi?"<br />
<br />
<img src="http://farm4.static.flickr.com/3067/2741814967_558ce25cf7.jpg" alt="[Resim: 2741814967_558ce25cf7.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Ona önceden öğretilmiş bu cümleler üzerimde talihsiz bir etki yaratıyor ve pek çok açıdan insana ne kadar az benzediği konusu dikkatimi çekiyor. Kokoro firması tarafından Japonya'da geliştirilen Actroid-DER androidi, şirket toplantıları için gelecekten gelmiş gibi görünen, yüksek teknoloji ürünü bir konuşmacı olarak kiralanabiliyor. İtiraf etmek gerekirse, bu rol için çok derin bir karakter gerekmiyor. Ancak geliştirilmesi için harcanan 250 bin dolara rağmen hareketleri zarafetten uzak. Esneklikten yoksun yüz hatlarıysa sevimli yüzüne hafif kaçık bir ifade veriyor. Tabii bir de konuşmaya ara verdiği anda uyuyakalmış gibi durma alışkanlığı var. Sanki elektrik dışında bir madde bağımlılığı varmış gibi...<br />
<br />
Actroid'in ileri modelleri teknoloji fuarlarını dolaşırken, bu model insana daha çok benzemesi için Pittsburgh'daki Carnegie Mellon Üniversitesi'ne gönderilmiş. En azından, 15 haftalık yarıyıl boyunca bu dişirobotu daha az robot, daha fazla dişi bir görünüme kavuşturmak için çalışacak Eğlence Teknolojileri Merkezi'nin beş iyimser lisansüstü öğrencisinin amacı bu. İşe, robota Japoncada hayal anlamına gelen Yume adını vererek başlamışlar.<br />
<br />
"Kokoro onu üretirken fiziki bir gerçekçiliği hedefliyordu. Ancak bu tek başına yeterli değil," diyor Yume Projesi'ne katılan öğrencilerden Christine Barnes. "Bizim yapacağımız şey, odak noktamızı gerçekçilikten inandırıcılığa kaydırmak olacak."<br />
<br />
Actroid androidleri, programlanmış endüstriyel makineler olmaktan çok, giderek daha otonom hale gelerek, evlerimizde, okullarda ve ofislerde daha önce insanlar tarafından yapılan işleri üstlenmek üzere tasarlanmış yapay varlıklar olan yeni nesil robotlardan.<br />
<br />
Biz kilometrelerce uzaklıktaki bir bilgisayardan onları izleyip yönlendirirken, bizim için yemek pişiren, çamaşırları katlayan, hatta çocuklarımıza bakıp yaşlı anne-babalarımızla ilgilenen sofistike robotlar yakında hayatımıza girebilir. Carnegie Mellon'da robotbilim profesörü olan Reid Simmons, "Beş ya da on yıl içinde robotlar insanların dünyasında rutin olarak çalışır hale gelecek" diyor.<br />
<br />
Böyle bir olasılık bir yığın soruyu da gündeme getiriyor. İnsanların gerçekleştirdiği gündelik işlerin ne kadarını makinelerin eline bırakmak istiyoruz? Nasıl görünmeliler? Yume gibi androidlerin mutfaklarımızda dolanmasını istiyor muyuz, yoksa duvara monte edilmiş bir kol bizi tedirgin etmeden daha mı iyi iş görür? Robot devrimi birbirimizle ilişki kurma tarzımızı nasıl etkileyecek? Huzur evindeki yaşlıları eğlendirmek için Japonya'da geliştirilen yavru bir fok balığı robotu, onları diğer insanlardan koparabileceği gerekçesiyle eleştiri aldı. Benzer korkular geleceğin çocuk bakım robotları için de dile getiriliyor. Tabii bir de zaman zaman gündeme gelen, her zaman cinsel ilişkiye hazır olacak romantik robot girişimleri var. Geçen yıl New Jersey'li bir şirket konuşan, dokunuşlara cevap veren bir robot "arkadaş" piyasaya çıkararak insanların birbirinden kopması ihtimaliyle ilgili bir başka tartışma başlattı. Uzun lafın kısası, robotlara hazır mıyız? Peki, onlar bize hazır mı?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Işık hızı geçildi mi?]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/isik-hizi-gecildi-mi</link>
			<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 13:22:50 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/isik-hizi-gecildi-mi</guid>
			<description><![CDATA[Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN'de bir süredir deneylerini sürdüren fizikçiler, fizik kurallarını temelden sarsabilecek bir deneye imza attı. Bilim adamları, atomdan küçük partiküllerin ışık hızını aştığını açıkladı. Partiküllerin ışık hızını aşabilmesi, temel fizik yasalarına tamamen ters bir olgu. Deneylerin sonucu bağımsız bilim odaklarınca da doğrulanırsa, Albert Einstein'ın "Hiçbir şeyin ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceği" tezini temel alan "İzafiyet Teorisi" geçerliliğini yitirebilecek. <br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/fuZeJ.jpg" alt="[Resim: fuZeJ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Üç yıldır ışığın hızıyla ilgili deneylerini sürdüren bilim adamları, İtalya'da Alpler'in uzantısı olan Apenin Dağları'nın altında bir laboratuvardan 700 kilometre ötedeki diğer laboratuara fırlatılan nötrinoların, hedefe saniyenin milyarda biri kadar önce vardığını hesapladı. Ulaştıkları sonucu teyit etmek için ölçümlerini tam 15 bin defa tekrarlayan bilim adamları, ortaya çıkan sonucun kendilerini çok şaşırttığını, yanılmadıklarının ispatlanması için ABD ve Japonya'daki bilim merkezlerinde bağımsız ölçümlerin yapılması gerektiğini belirtti. <br />
<br />
Bilim adamları, teyit amaçlı başka deneyler yapılmadan, kendi ulaştıkları bulgulara temkinli yaklaştıklarını da kaydetti. Atomdan küçük partiküllerin ışık hızını geçebildikleri bilimsel olarak kanıtlanırsa, bu, Albert Einstein'ın ünlü "İzafiyet Teorisi"nin bazı kısımlarının çürütülmesi anlamına gelecek. Evrendeki fiziksel düzenin nasıl işlediğine dair ortaya konmuş olan yasalar altüst olabilecek.<br />
<br />
CERN'deki araştırmayı yürüten ekibin lideri Dr. Antonio Ereditato, şu bilgileri verdi: "Sistematik hata dediğimiz durumun oluşması halinde, istenildiği kadar ölçüm yapılsın, yine aynı sonucun çıkması riski bulunuyor. Bu nedenle, ölçümlerimizi kamuoyuna ilan ettik. Ancak şimdilik hiçbir şey iddia etmiyoruz. Hayalimiz, bağımsız deneyde de ulaştığımız verilerin teyit edilmesi."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN'de bir süredir deneylerini sürdüren fizikçiler, fizik kurallarını temelden sarsabilecek bir deneye imza attı. Bilim adamları, atomdan küçük partiküllerin ışık hızını aştığını açıkladı. Partiküllerin ışık hızını aşabilmesi, temel fizik yasalarına tamamen ters bir olgu. Deneylerin sonucu bağımsız bilim odaklarınca da doğrulanırsa, Albert Einstein'ın "Hiçbir şeyin ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceği" tezini temel alan "İzafiyet Teorisi" geçerliliğini yitirebilecek. <br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/fuZeJ.jpg" alt="[Resim: fuZeJ.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
Üç yıldır ışığın hızıyla ilgili deneylerini sürdüren bilim adamları, İtalya'da Alpler'in uzantısı olan Apenin Dağları'nın altında bir laboratuvardan 700 kilometre ötedeki diğer laboratuara fırlatılan nötrinoların, hedefe saniyenin milyarda biri kadar önce vardığını hesapladı. Ulaştıkları sonucu teyit etmek için ölçümlerini tam 15 bin defa tekrarlayan bilim adamları, ortaya çıkan sonucun kendilerini çok şaşırttığını, yanılmadıklarının ispatlanması için ABD ve Japonya'daki bilim merkezlerinde bağımsız ölçümlerin yapılması gerektiğini belirtti. <br />
<br />
Bilim adamları, teyit amaçlı başka deneyler yapılmadan, kendi ulaştıkları bulgulara temkinli yaklaştıklarını da kaydetti. Atomdan küçük partiküllerin ışık hızını geçebildikleri bilimsel olarak kanıtlanırsa, bu, Albert Einstein'ın ünlü "İzafiyet Teorisi"nin bazı kısımlarının çürütülmesi anlamına gelecek. Evrendeki fiziksel düzenin nasıl işlediğine dair ortaya konmuş olan yasalar altüst olabilecek.<br />
<br />
CERN'deki araştırmayı yürüten ekibin lideri Dr. Antonio Ereditato, şu bilgileri verdi: "Sistematik hata dediğimiz durumun oluşması halinde, istenildiği kadar ölçüm yapılsın, yine aynı sonucun çıkması riski bulunuyor. Bu nedenle, ölçümlerimizi kamuoyuna ilan ettik. Ancak şimdilik hiçbir şey iddia etmiyoruz. Hayalimiz, bağımsız deneyde de ulaştığımız verilerin teyit edilmesi."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çin’den Yeni Bir Robot Geldi]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/cin%E2%80%99den-yeni-bir-robot-geldi</link>
			<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 21:45:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=0">azap_54</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/cin%E2%80%99den-yeni-bir-robot-geldi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Taklit ürünleriyle tanınan Çin bir yandan da kendi teknolojilerini geliştiriyor. İşte Çin’in yeni robotu.</span></span><br />
Teknoloji firmalarının en ünlü ürünlerini bire bir taklit etmesiyle bilinen Çin, elindeki bu mühendislik gücünü orijinal projeler için de kullanıyor.<br />
<br />
Ülkede geçtiğimiz yıllarda tanıtılan dans eden robotlar dışında kısa süre öncede pinpon oynayan yeni bir model basına gösterildi.<br />
<br />
Wu ve Kung adlı bu robotlar Çinlilerin geleneksel kıyafetlerini giyiyor. <span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Sahip oldukları</span> sansör ve kameralar sayesinde bir birlerinin hamlelerini izleyip raket ile topa karşılık veriyor.<br />
<br />
Zhejiang Üniversitesi tarafından hazırlanan bu robotlar tasarım olarak dikkat çekici olmasalar da oldukça yetenekliler.<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/vkk8kMm08cA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Taklit ürünleriyle tanınan Çin bir yandan da kendi teknolojilerini geliştiriyor. İşte Çin’in yeni robotu.</span></span><br />
Teknoloji firmalarının en ünlü ürünlerini bire bir taklit etmesiyle bilinen Çin, elindeki bu mühendislik gücünü orijinal projeler için de kullanıyor.<br />
<br />
Ülkede geçtiğimiz yıllarda tanıtılan dans eden robotlar dışında kısa süre öncede pinpon oynayan yeni bir model basına gösterildi.<br />
<br />
Wu ve Kung adlı bu robotlar Çinlilerin geleneksel kıyafetlerini giyiyor. <span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Sahip oldukları</span> sansör ve kameralar sayesinde bir birlerinin hamlelerini izleyip raket ile topa karşılık veriyor.<br />
<br />
Zhejiang Üniversitesi tarafından hazırlanan bu robotlar tasarım olarak dikkat çekici olmasalar da oldukça yetenekliler.<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/vkk8kMm08cA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Japonların Yeni İnsansı Robotu]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/japonlarin-yeni-insansi-robotu</link>
			<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 00:40:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/japonlarin-yeni-insansi-robotu</guid>
			<description><![CDATA[Japonların yeni insansı robotu gerçeğe çok yakın mimikleriyle insanı şaşırtıyor. Geminoid DK adı verilen model diğerlerinde olduğu gibi istenen kişinin hareketlerini algılayarak kişinin hareketlerini taklit eden bir hareket yakalama sistemi ile uzaktan kontrol ediliyor. Gelecekte insan benzeri robotların ilk aşaması..<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/J6Kim.jpg" alt="[Resim: J6Kim.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/eZlLNVmaPbM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Japonların yeni insansı robotu gerçeğe çok yakın mimikleriyle insanı şaşırtıyor. Geminoid DK adı verilen model diğerlerinde olduğu gibi istenen kişinin hareketlerini algılayarak kişinin hareketlerini taklit eden bir hareket yakalama sistemi ile uzaktan kontrol ediliyor. Gelecekte insan benzeri robotların ilk aşaması..<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/J6Kim.jpg" alt="[Resim: J6Kim.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/eZlLNVmaPbM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Festo SmartBird Martı Robot]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/festo-smartbird-marti-robot</link>
			<pubDate>Mon, 18 Apr 2011 12:08:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=11119">tucker</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/festo-smartbird-marti-robot</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #006400;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Festo SmartBird Martı Robot</span></span><br />
<br />
Martı anatomisi model alınarak geliştirilen bu robot otonom kalkış, manevra ve iniş yetenekleri için sadece tek sürücü kullanıyor. <br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/nnR8fDW3Ilo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<br />
Festo'nun daha önce yaptığı uçan penguen, deniz anası tipi diğer robot yaratıkları hepsi havada veya suda yüzme prensibinde idi. Bu ise motor gücüyle uçmaktadır. Ağırlığı yaklaşık 485 gram. Kanat açıklığı 2 metre. Karbon fiber gövdesi kanat çırpma sırasında çok az ses çıkartıyor. Tüm kaldırma gücü çok akıllıca tasarlanmış. <br />
<br />
Bu yapay martıyı 'akıllı' yapan şey kanat çırpma sırasında kanatlarını ihtiyaca göre kontrollu bir şekilde kıvırabilmesi. Bu özelliği tıpkı canlı yaratığın örneğindeki gibi kalkış ivmesini ve iniş tutunmasını çok enerji etkinlikli olarak gerçekleştirebilmesini sağlıyor. Kocaman kuş robotun harcadığı güç 23 watt. Manevra özeliklerinin uzaktan kumandası Zigbee radyo sistemi ile sağlanıyor. Buradaki mühendislik çalışması sadece martı biyolojisi incelenerek değil, prototipin çalışmasından da çok yeni şeyler öğrenilmesi sayesinde ortaya çıkarıldı.<br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/9fbmWQ3ExEs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #006400;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Festo SmartBird Martı Robot</span></span><br />
<br />
Martı anatomisi model alınarak geliştirilen bu robot otonom kalkış, manevra ve iniş yetenekleri için sadece tek sürücü kullanıyor. <br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/nnR8fDW3Ilo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>
<br />
Festo'nun daha önce yaptığı uçan penguen, deniz anası tipi diğer robot yaratıkları hepsi havada veya suda yüzme prensibinde idi. Bu ise motor gücüyle uçmaktadır. Ağırlığı yaklaşık 485 gram. Kanat açıklığı 2 metre. Karbon fiber gövdesi kanat çırpma sırasında çok az ses çıkartıyor. Tüm kaldırma gücü çok akıllıca tasarlanmış. <br />
<br />
Bu yapay martıyı 'akıllı' yapan şey kanat çırpma sırasında kanatlarını ihtiyaca göre kontrollu bir şekilde kıvırabilmesi. Bu özelliği tıpkı canlı yaratığın örneğindeki gibi kalkış ivmesini ve iniş tutunmasını çok enerji etkinlikli olarak gerçekleştirebilmesini sağlıyor. Kocaman kuş robotun harcadığı güç 23 watt. Manevra özeliklerinin uzaktan kumandası Zigbee radyo sistemi ile sağlanıyor. Buradaki mühendislik çalışması sadece martı biyolojisi incelenerek değil, prototipin çalışmasından da çok yeni şeyler öğrenilmesi sayesinde ortaya çıkarıldı.<br />
<br />
<div class="video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube.com/embed/9fbmWQ3ExEs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zeka küpünü 20 hareketle çözme]]></title>
			<link>https://forum.skystar-2.com/zeka-kupunu-20-hareketle-cozme</link>
			<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 00:24:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forum.skystar-2.com/member.php?action=profile&uid=9">emre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forum.skystar-2.com/zeka-kupunu-20-hareketle-cozme</guid>
			<description><![CDATA[Zeka Küpü (Sabır veya Rubik Küpü) denilen 3x3x3'lük bir mekanik bulmacayı  20 hareketle çözebilirsiniz.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/DNg4Q.jpg" alt="[Resim: DNg4Q.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zeka Küpü (Sabır veya Rubik Küpü) denilen 3x3x3'lük bir mekanik bulmacayı  20 hareketle çözebilirsiniz.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/DNg4Q.jpg" alt="[Resim: DNg4Q.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>